GRUP TANIMACA
GRUP TANIMACA
153 views

KöK

by on 31 Ağustos 2013
Details
 
 

Kök bundan yaklaşık sekiz yıl önce kuruldu. Onların dönemdaşı olan ve Myspace aracılığıyla tanıdığımız gruplardan üç beş tanesi ya hayattadır ya değil. Hepsi telef oldu. Onlar ise, ince ince işledikleri ve sayısı artık bir hayli fazla olan şarkılarından 10 tanesini seçip bir albüm kaydettiler. İsmi ‘Bilmece’. Kütür kütür, tempolu ve çaktırmadan farkındalık yaratabilecek bir albüm. Kendinizi, bulunduğunuz durumu sorgulayabileceğiniz; iki saniye durup ‘ne dedi bu adam şimdi’ diyeceğiniz bir içeriğe sahip. Yer yer, Albert Camus romanlarından sonra yaşadığınız iç sıkıntısını gürül gürül akan bir tempoda savrulurken yaşamak mümkün. Üstelik bunu, işinin ehli yıldız bir kadrodan dinliyorsunuz. Gitarda Nekropsi’den Cem Ömeroğlu, baslarda Kurban’dan tanıdığımız Kerem Tüzün ve davullarda Siddartha’dan Kaan Sezgin ya da daha iyi bildiğiniz ismiyle Kaan Sezyum.

Nasıl bir araya geldi grup?

Cem: Kerem’le biz 2003 civarında İTÜ Miam’da öğrenciydik ve bu sayede beraber çalmaya başladık. Yaptığımız şarkıları dinlettik birbirimize, elimizde materyal toplandıkça, fikirler geliştikçe biz buna devam edelim dedik ve stüdyo seanslarına başladık. Ekip olarak müzik yapalım, konser çalalım gerisi gelir diye çıktık yola. Normalde, müzisyenler bir araya gelir ve albüm kaydetme telaşıyla on şarkı yazarlar sonra konserlerde ne çalacağız sorusu başlar. Bizde öyle olmadı. Önce sıkı bir hazırlık süreci geçirdik. Birkaç albüme sığacak kadar şarkımız oldu.

Albümde internet üzerinden yayınladığınız şarkıların yarısından fazlası yok…

Cem: Bir kısmı var, bir kısmı yok. İlk albümün bütünlüğünü oluşturabilecek şarkıları, hem form olarak, hem ses bütünü olarak bir arada duranları derleyerek seçtik. Belki diğer albümlerde o internetten duyduğunuz şarkılara gelecek sıra.

Kerem: 2003′ten beri bu işin çevresinde döndüğümüzden, konserlerde çaldığımız 20′ye yakın şarkının haricinde de bir şeyler var elimizde. Çok değişik, farklı türler altında isimlendirebileceğiniz, kendi başlarına bir konsept albüm oluşturabilecek şarkılar bunlar.

Öğüt vermeden, muğlak şeylerden bahsederek sorgulatan, bir yandan çaktırmadan ders çıkartmanızı sağlayan bir öğreti gibi sözler. Aynı zamanda Anadolulu bir ağız var ortada biçimsel olarak.

Cem: İşin aslı şu. Benim ailem, daha doğrusu özellikle anne tarafı, o kültürün içinden gelen insanlar diyebilirim. Fokloru, köy hayatını gidip yerinde görmesem de hissettiren bir ortamda büyüdüm. Onların şivesi, dinlediği müzikler, halk müziği, ozanlar, Aşık Veysel, Yunus Emre hepsinin payı var. Daha samimi ve çekici bulduğum bir ağız. Bu noktadan bakınca, yakaladığımız şeyleri yeni bir Türkçe/İngilizce karışımı ağızla söylemek yerine ‘ama’ yerine ‘amma’, ‘kendini’ yerine ‘kendin’ demekte sakınca görmedim. Sözlere içerik olarak baktığımız zamansa bir arayış var, çok soru var, fark ediş var, saptama var, önerme var.

Bu kadar karman çorman yarını belli olmayan bir memlekette yaşamasak bunları yazabilir miydin sence?

Cem: Bu soruya vereceğim cevap belli aslında; yazamazdım. Ama bir yandan da kendi hayatımdan başkasını da bilemediğim için şüphedeyim. Doğduğumuzdan beri bir savaşın içerisindeyiz burada. Belki bizim yaşadığımız semt, çevre daha yeni hareketlenmeye başladı ama sağımız, solumuz, komşumuz yıllardır savaş halinde. Bir taraftan burada çok güzel bir yerde, yaşamın tüm güzelliklerini görerek büyüdük. O ikisi çok iç içe geçmiş durumda onun etkisi bir hayli fazla bence…

Müzikal anlamda da buralı olma durumu da var mı sizde?

Cem: Kendi adıma konuşacak olursam benim hep bağlamalar, türküler dinlemişliğim var. Oraya bir kez kafayı uzattığınızda geri çekemiyorsunuz. Bu durumun benim gitar çalışıma yansıdığını düşünüyorum. Sizin dediğiniz şey, o icra tavrından geliyor. Kerem bana gitarı bağlama gibi çalıyorsun der bazen. Evet gerçekten bağlamayla çalınabilecek formlar veya bağlama ile yazılmış ve gitara uyarlanmış parçalar var. Bunlardan çok ilgisiz parçalar da var. Bizim bütün şarkılarımız için bağlama ile ilişkilidir diyemem. Mesela “Zincir”, “Nehir” hiç öyle şarkılar değil. Evet bizi fazlasıyla beslediği doğru, ama tek çıkış noktamız ya da tek varış noktamız orası/burası değil. Formülize etmiyoruz. Bak bu güzelmiş buradan yürüyelim diye bir şey yok.

Röportajın devamı BantMag‘da…

Hover To Rate
User Rating
 
5 üzerinden kaç verirsin?

DİNLEYİCİ YORUMU...
1 rating

You have rated this