GRUP TANIMACA
268 views

Son Feci Bisiklet

by on 11 Haziran 2015
Details
 
 

Boş Kaset: Hoşgeldiniz diyelim. öncelikle sizleri tanıyalım.

Erkin ben. Gitar çalıyorum. Arda. Vokal-gitar. Can. Davul çalıyorum. Ozan. Kiralık basscıyım. (Gülüşmeler)

Boş Kaset: Daha özele girersek, öğrenci misiniz? ne yapıyorsunuz? nerde yaşıyorsunuz? nerelisiniz? nerden geldiniz?

Can: Erkin okuyor. onun dışında hepimiz mezunuz. Erkin Evet hepsi mezun. Ben biraz geç kaldım.

Boş Kaset: Ankaralı bir grupsunuz.

Can: Ankaralıyız. 6 aydır istanbul’da yaşıyorduk. Git-gel yapıyoruz. Şimdi ankara’dayız gibi tekrar. Öyle bir durum.

Boş Kaset: Sizi istanbul’a taşıyan ne oldu? Can: Piyasa, herkesi olduğu gibi.

Boş Kaset: Bu konuya daha sonra değineceğiz. Önce şunu soralım; Nasıl kuruldunuz? Son Feci Bisiklet nasıl ortaya çıktı?

Arda: birgün ben 1-2 şarkı kaydetmek için Can’ı aradım. Kaydettik. Ondan sonra dedik konser monser de vermek lazım. Sonra gitar da lazım, gitarist bulalım, basscı bulalım. Bulduk arkadaşları. Başladık işte.

Boş Kaset: Toparlandınız, besteleri yaptınız. Kayıt aşaması bittikten sonra direk sosyal medyada mı paylaştınız? Nasıl oldu sizin tanınmanız, sizin gelişmeniz?

Erkin: Şöyle oldu; biz zaten “uzaydan geldiğine göre yorgun olmalısın”ı kaydettik ilk. Sonra onu koyduk internete.”Varoluşum yokuşu” da olabilir. İkisi aynı anda. Youtube’a koyduk. Sonra grup gelişti. Sonra diğer şarkıları da kaydettikçe dedik EP yapalım. EP yaptık işte 6 şarkılık. Sonra 7 oldu. Sonra sekiz…(Gülüşmeler)

Boş Kaset: Kendi sitenizde mi paylaştınız bu EP’yi?
Erkin: Hayır direk youtube’a ve soundcloud’a koyduk. İndirmeye açık bir şekilde. Hala da öyle zaten.

Boş Kaset: Şimdi bu parçaları bir albümde toplama gibi bir düşünceniz var mı?
Arda: İnsanlar bir siteye girip dinleyebilcekken kimse gidip de almasın. Dinlesinler yani.

Boş Kaset: Albümü cd’ye bastırcak mısınız?
Arda: Yani belki bastırırız kendi isteğimize göre. İnsanlar isterse göndeririz falan filan o tarz yine şey yaparız. Çünkü kazanç yok bizim için.
Can: Bu yayınladığımız ep yi de aslında cd ye basmıştık ama kendimiz dağıttık falan. İşin bandrol kısmı ortamdan kaynaklı. Mesela büyük festivallerde çalmanız için, festivale headliner olabilmeniz için bandrollü bişeyleriniz olması gerekiyor. Sizi ona göre sıraya koyuyorlar. Onun dışında bizim bir sıkıntımız yok bandrolsüz iş yapmaktan. Çünkü aslında internet en iyi ulaşım şekli ve en kolayı.

 

Boş Kaset: Son dönemin ‘şarkıyı yaptım, internete koydum. isteyen dinledi, izledi, paylaştı.’ durumu sizce post-modern bir müzik türü yaratır mı? Sizin gibi çok fazla grup var çünkü.
Arda: Çok fazla olduğunu zannetmiyorum ama var evet. Ama yani sonuçta herkesin derdi sıyrılmak.
Can: Bunu da ben bir dönem olarak görüyorum açıkcası. Mesela “yüzyüzeyken konuşuruz” diye bir grup var biliyorsunuz. Mesela onlar daha önce internete koyup böyle bir durum yapıyormuş. Biz hiç bilmiyorduk.
Arda: Mesela onlar bu mecrayı baya düzgün kullandılar.
Can: Aynen onlar çok daha iyi kullandı. Çok daha fazla kişiye ulaştı aslında. Bunun böyle bir dönem olduğunu düşünüyorum aslında her dönem olduğu gibi.
Erkin: Sıkılmaya başladı insanlar bazı şeylerden bence. belli notalardan, belli müziklerden sıkılmaya başladılar.

Boş Kaset: Neden İstanbul’a taşındınız?

Can: Biz “Be the band”de ilk ona kaldıktan sonra açıkcası bir menajerle konuştuk berrak’la. istanbul’da işlerin daha iyi ilerleyeceğini gördük. ve onun ön ayağıyla taşındık İstanbul’a.

Ankara’da çok kısıtlı kaldığımızı düşündük açıkcası. Çünkü zaten ulaşabilceğimiz kadar insana ulaşıyoruz. Hep aynı yerlerde konser veriyoruz. 1-2 mekan. Tamam istanbul için de aynı şey geçerli olabilir ama İstanbul daha büyük. Ve en azından anadolu yakası var. Bir de şunu kabul etmek lazım ki, müzik piyasasının geneli istanbul’da olduğu için…

Arda: Mesela diyarbakır’da dinlenmeyi hakkaten çok isterdim ama dinlenmeyiz büyük ihtimalle hayat boyu.

Can: Biz de evi terkedip istanbul’a gitmeyi çok istemezdik. istanbul’u da seviyoruz ama şartlar ne gerektiriyorsa onu yapıyoruz.

Boş Kaset: Ufukta yeni bir albüm çalışması var mı?
Arda: Her ay yada her 2 ayda bir şarkı çıkartmayı düşünüyoruz.
Can: Hatta işte bir single klip yapma fikrimiz var yakın zamanda. şey yapalım diyoruz; bir single, onun işte bir side ı bir şarkı. iki şarkılık bir single. sonra 2 ay sonra bir single daha. belki bir gün gelir, bir anda 10 şarkı olur. albüm yaparız. çok planlamıyoruz açıkcası.

Boş Kaset: Son Feci Bisiklet ismi nereden çıktı?
Can: biz yarışmaya katılcaktık işin doğrusu. “Be the band”e katılcaktık ve isim bulmamız gerekiyordu. dürüstçe söyleyim, hiçbir yerde söylemedim. bir gün konuşuyorduk arda’yla. abi son feci bisiklet mi olsa dedi. ben de abi saçmalama falan dedim. olmasın abi öyle bişey. ve sonra yarışmaya katılırken koyduk o ismi. öyle devam etti açıkcası ve hoşumuza gitti.
Arda: gölgelerin gücü adına diye bir de alternatif vardı.

Boş Kaset: Öyle bir dinleyici kitleniz var ki, internetteki yorumlarda ‘arkadaşıma söylemicem, kimse paylaşmasın, bu grup sadece benim olsun’ diyorlar.
Can: Aç kalıp ölmemizi falan istiyorlar heralde. (Gülüşmeler)

Boş Kaset: Bunun dışında sanki bir kaygıları da var.
Erkin: Popüler kültür içinde bizim eriyeceğimizi düşünüyorlar. Ama biz zaten her zaman içimizden geleni yapcağımız için . O konuda bir endişe olmasın yani.
Can: Onlara ayrıca teşekkür ederiz. Bu süper birşey. O kadar seviyor ki paylaşmak istemiyor. Zaten müziğin amacı odur. Ulaşabildiğin kadar fazla kişiye ulaşmak.
Arda: İyi niyetlerinden onlar. O seviyorsa bir başkası da sevecek. Böylelikle bir yerlere gelcez. Biz de kendi aramızda yapabilirdik bu müziği ama insanlarla paylaşmayı seçtik.

Boş Kaset: Müzik yarışmaları hakkında ne düşünüyorsunuz? “Be the band”i de içine katarak.
Can: Ben kişisel olarak cevap vereyim. Bu konuda herkesin kişisel fikri var. Yarışmalar her zaman gruplar için bir kısayol oluyor. Biraz daha ilerleyebilmek için ama çok yararlı olduğunu düşünmüyorum açıkcası. Bir kaç kısayol sağlaması dışında.
Ozan: Ben de eskisi kadar sağlam yarışmalar olduğunu düşünmüyorum şu anda.
Can: Evet eskisi kadar iyi organizasyonlar yok artık.
Ozan: Fanta vardı galiba. kimleri çıkarmıştı?
Can: T.N.K. vardı.
Ozan: “Be the band” de üçüncü yarışmayı yapmadı mesela yani
Arda: yarışmalar bence bizim döneme özgü bir şeydi. Başka hiçbir yolu yoktu çünkü. Artık olur mu olmaz mı bilmiyorum. Bu tür yarışmaları düzenleyen kurumların da çok büyük kar sağladığından emin değilim. Mesela meriva 1. oldu. Meriva’yı çok seviyoruz. Meriva “be the band”in 1.si oldu. Biz ilk üçe kalmadık. yok öyle kararlı şeyler ilk üçe kalmadı. Ama mesela biz sosyal medyadan ilerledik.

Boş Kaset: Siz neden ilk üçe kalmadınız? ‘Yok Öyle Kararlı Şeyler’ de ilk üçe kalmadı.
Can: Bizim kalmama sebebimiz çok belliydi. Sahne performansımız yoktu o zaman. Daha bir konser vermiştik yarışmaya katılmadan önce. Başka bir grubumuz daha var Erkin ve Ozan’la. Durmadan çalıyoruz zaten ama yani bu grup olarak sahnemiz çok yoktu. Bizim kalmama sebebimiz direk o.
Arda: Jüriye çıktığımızda da dediler ki mesela ilk üçe kaldığınızda Babylon’da performans yapcaksınız. Biz nerden bilelim sizin tutulacağınızı dediler.

Boş Kaset: Amaç besteyi desteklemek değil yani, direk şov grubu yaratmak.
Can: Beste artı şov

Boş Kaset: Bu yaklaşımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz peki?
Erkin: Kapitalist buluyoruz yani.

Boş Kaset: Peki müziğin satılması hakkında ne düşünüyorsunuz? Spotify, deezer falan. Size faydalı sistemler mi?
Can: İnsan esasında ister ki para diye bir şey olmasın, herkes istediğini yapsın. Ama şöyle söyleyim; Spotify ve Deezer gibi platformlar çok büyük kar sağlayan şeyler değil müzisyene. yani öyle gözüküyor ama değil.

Boş Kaset: Yani müzisyenler müziğini satarak mı para kazanmalı? Yoksa canlı performanslarla mı?
Arda: Konserlerle kazanmalı. Aradaki adamı çıkartmamız lazım. Çünkü yeterince insan bizi dinlerse zaten bizim herhangi bir aradaki insana ihtiyacımız kalmıcak. Menajerimiz sadece dicek ki şuraya olur geliriz dicek.
Erkin: Aradaki adamın yaptığı bişey yok yani.

Boş Kaset: Müzik bedava olursa daha fazla yayılır. Daha fazla yayılırsa sizin talebiniz daha fazla artar.
Can: aynen öyle.
Arda: Ama işte endüstri büyük ve insanlar korkuyor biraz da. O yüzden o aradaki insanlar çok güçlü oldukları için bu olayı biraz durduruyorlar. Herkese ulaşamıyoruz biz.

Boş Kaset: Plak şirketleri ve prodüktörler yüzünden 2 sene albüm bekleten gruplar var.
Erkin: Bu saçma sapan hukuki sözleşmelerden dolayı 5 sene bekleyen bir ‘Kurban’ var önümüzde yani.

Boş Kaset: Sahne bulmada zorlanıyor musunuz?
Arda: Yani evet açıkcası biraz öyle. Onlarla beraber olmamanın bir sürü dezavantajı var ama feci iyi yanı da var yani. Mesela şu anda hiçkimse bize karışamıyor. İstediğimiz yere gidebiliyoruz

Boş Kaset: Ama internet gibi bir güç var elinizde ve şu an ister istemez herkese ulaşıyorsunuz.
Arda: Ama işte internet de kısıtlı. İnternetteki bütün insanlara da ulaşamıyorsunuz. Mesela Facebook’ta 3000 kişi seni takip ediyor. Sen bişey paylaşıyosun, 300 kişiye gösteriyor onu Facebook. Para verirsen hepsine gösteriyor. Halbuki ne alakası var. Biz onun için facebook’u açtık. Ama adam diyor ki 3000 kişiye göstermicem para ver diyor. Bütün internet bunun üzerinden dönüyor. İnternet dediğimiz Google, Facebook gibi toplasan 3 tane şirket üzerinden dönüyor. ve hakkaten herkese ulaşamıyoruz. Ama bu bariyer aşılır yani.

Boş Kaset: Müzik yazarları sizi destekledi mi? Ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Arda: müzik yazarları hep güzel bahsettiler ama sonradan farkettim müzik yazarları, müzisyenler falan çok önemli değilmiş. Şurdaki insanlar daha önemli. Çünkü onlar(müzik yazarları) herzaman süper, sırt sıvazlamacı. Kötü olarak söylemiyorum çok iyi insanlar. Ama bir işe yaramıyormuş

Boş Kaset: Çünkü onların da ulaşabildiği belli bir kesim var.
Arda: Aynen, ve bizden bile daha az o kesim.

Boş Kaset: Grupların prodüktörlere sarılmasından ziyade izleyiciye sarılması da yeni yeni oldu. ve çok da güzel oldu yani.
Can: Bizim ülkemizde hala çoğu prodüktöre sarılıyor. Mainstream işlerin çoğu direk prodüktör üstünden. Gidiyor adama çok büyük bir mebla veriyor. Şöyle bir bestem var diyor, çalıyor. Adam onu düzenliyor, Klibini çekiyor falan filan. Ama belli kalıplar var tabi. Mesela 10. saniye ile 20. saniyede şarkı girmeli, 40. saniyede nakarat girmeli gibi kalıplar var.

Boş Kaset: Mesela klibiniz döndü mü kral’da felan? Aydınlık klip olcak, işte geçişler belirli saniyelerde olacak gibi kriterler gerekiyormuş.
Can: Aynen. Mesela videonun süresi 3.5 dakikanın üzerinde olursa radyo ve televizyonlarda yayınlamıyor. Böyle şeyler çok fazla var yani..

sonfeciibisiklet

Boş Kaset: Peki hangi radyolarda yer buldunuz?
Can: Joy var. Zeplin çok destek verdi. karnaval.com var. hep internet radyoları bunlar.
Arda: ama işte gerçekten bunlar problem olan şeyler. çünkü radyoda güzel şeyler çalınsaydı insanlar korsana girmezlerdi en başta. Bu da Thom Yorke’un lafı yani. Millet korsan falan yapıyor da çünkü radyo bok gibi müzik çalıyor. Millet napsın diyor yani.
Erkin: Artık insanlarda ciddi anlamda farklı şey dinleme ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

Boş Kaset: Sizce Türkiye’de sadece müzik yaparak hayatını kazanmak mümkün mü?
Arda: Para kazanmak büyük amaçlarımızdan biri.
Erkin: Bu bir meslek tamam mı. Başka bir meslekle uğraşırsan bu işi tam layıkıyla yapamazsın. Bu kadar basit.
Arda: Bizim yaptığımız iş bir yandan doktor olup bir yandan yapabilceğimiz bir iş değil yani. Kendimizden, karakterimizden herşeyimizden çok şey feda ediyoruz.
Erkin: Ben mesela hukuk okuyorum. Annem babam da hukukçu. Hepsi ben başladığımdan beri altın bileziğin olsun falan filan…
Arda: Amaç zengin olmak değil ama kesinlikle para kazanmamız şart.
Erkin: Bu meslek alışılmışın dışında, standart insanların anlayamayacağı bir meslek.
Can: Bu şöyle bişey; siz doktor olmak istiyorsanız, doktorluktan zevk alıyorsanız onu yaparsanız. siz mesela çekim yapmaktan, böyle bişey yapmaktan zevk alıyorsunuz işiniz bu olsun. Biz de müzik yapmaktan zevk alıyoruz işimiz bu olsun.

Boş Kaset: Rock’n Coke gibi büyük festivallerin bağımsız sahneyi desteklemesi işin boyutunu değiştirir mi?
Arda: Desteklemek çok şey bir kelime kalıyor. Çünkü desteklerlerse bizi sadece sahneye çıkmış olcaz. O da çok da bir işe yaramıyor bence. Bazı yerlerde çıktık çünkü o tarz. Hadi gelin burda çıkın falan filan. Çalıyosun, insanlar da bakıyor…
Erkin: Sponsor artarsa daha da etkili olur diye düşünüyorum.

Boş Kaset: Türkiye’nin en popüler isimlerinden, gruplarından önce sahne alsanız, onlar için gelen kalabalık sizi dinlese, şarkılarınızı duysa. bu işinize yaramaz mı?
Arda: Çok işimize yaramaz ya.
Erkin: Bir tane örnek vereyim. mesela sabah 11de açın bir tv kanalı; işte bir tane popçunun, yaz parçası geliyor diyor. Acayip hit olcak falan diyor. 3 ay önceden hazırlamak var insanları bir şarkıya; bir de bir anda konsere çıkıp 10 şarkıyı yığmak var insanlara. Aradaki fark o. Mesela 2 tane grup var diye düşün. Birini 3 ay önceden hazırlayalım. Sen onu biliyor oluyosun en azından. Sevmesen bile yani.

Boş Kaset: Yurtdışındaki festivallerde çalmak için başvurdunuz mu hiç?
Can: Türkçe sözlü müzik yaptığımız için düşünmedik işin o kısmını. Tabi ingilizce sözlü müzik de yapmayı düşünüyoruz.

Boş Kaset: Sizce İngilizce sözlü müzik mi yapmanız gerekir yurtdışındaki festivallerde çalabilmeniz için?
Can: Belli olmuyor ama gerekiyor sanırım.
Arda: Benim aklıma 1-2 gruptan başka gelmiyor. Rammstein var, Sigur Ros var.

Röportaj : Selin Elif Karamil
Transcript : Filiz Özbengi
Kamera : Süleyman Toprakçı / Olgun Atamer
Kurgu : Süleyman Toprakçı

Hover To Rate
User Rating
 
5 üzerinden kaç verirsin?

DİNLEYİCİ YORUMU...
2 ratings

You have rated this