GRUP TANIMACA
GRUP TANIMACA
168 views

Yok Öyle Kararlı Şeyler

by on 14 Haziran 2014
Details
 
 

Boş Kaset: Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?
Merhabalar ben Ramazan. Grupta bass gitar çalıyorum. Aynı zamanda öğrenciyim. Hala okuyorum. Bir türlü bitiremedim. 6-7 yıldır yaklaşık okuyorum Bursa’da. Bursa-İstanbul arası sürekli mekik dokuyorum. Arada Çorlu’ya gidiyorum ailemin yanına.
Merhabalar ben Emrah Fıçıcı. Grupta elektro gitar çalıyorum. Elektrik mühendisiyim. Bunun dışında Erdem’le zaten Çorlu’dan arkadaşız. Erdem’le beraber Yok Öyle Kararlı Şeyler’in ilk adımlarını attık. Ondan sonra diğer grup arkadaşlarımızla da görüşüp devam ediyoruz.
Merhaba ben Boğaç Soydemir. Grupta davul çalıyorum. İletişim tasarımı bölümünü okudum bitirdim. Çeşitli televizyon programlarında video yaparak çalışıyorum. Bir yandan da müzik olarak devam ediyorum ama seneye yüksek lisansla öğrenci akbilime kavuşmayı planlıyorum tekrar.

Boş Kaset: Boğaç’a özellikle sormak istediğimiz bir soru var. Peki nereye sıçacaklar?
Boğaç: Gülüşmeler … Bu gibi sorulara cevap bulmak istiyorum bende. Çok güzel sorular. ( Gruptan git belediyenin önüne mi yap diyelim sesleri …. )
Merhaba ben Erdem Topsakal. grupta şarkı yazıp, resim çiziyorum ama tam tersi de olabilir galiba. Endüstriyel tasarımcıyım. 2011den beri Yökş’e şarkı yazıp kaydedip, kendi imkanlarımızla internete koyuyoruz. İlk profesyonel albümümüz de bu yıla nasip oldu. Şimdilik bizim açımızdan herşey güzel gidiyor. Ben çok memnunum. Ben Çağrı Özer. Gupta klavye çalıyorum. Radyo-tv okudum. Üzerine ses mühendisliği eğitimi aldım kısa. Ondan sonra işte grubun kurulma aşamasından bir vakit sonra zaten çocukluk arkadaşıyız hepimiz. Ben de dahil oldum kadroya ve beraber bişeyler yapmaya başladık.

Boş Kaset: Ne zaman ve nasıl bir araya geldiniz?
Erdem: Çağrı’nın dediği Boğaç hariç aslında hepimiz çocukluk arkadaşıyız. Çorlu gibi bir ilçede büyüdük. Boğaç fanı olduğumuz bir arkadaştı kendisi uzun zamandır. O da bizi dinliyormuş sonradan öğrendik. Derken, yollarımız 2011de kesişti Boğaç’la. işte 3 yıldır da bu kadro korunuyor.

Boş Kaset: Nelerle başladınız? Ne yaparak başladınız?
Erdem: Esasında herkes gibi gitar eğitimi aldıktan sonra cafe-barlara düştü yolumuz. Fakat Türkiye’de maalesef bar kültürü biraz gerilla ilerliyor. Çok dayanağı olan bir akım değil. Ondan sıkılarak besteler yapmaya başladık.

Boş Kaset: Cover grubu olarak mı başladınız?
Erdem: Evet cover grubu olarak başladık. Başkalarının şarkılarını çalmaktan bıkıp biraz da kendi şarkılarımızı çalalımdı aslında.

Boş Kaset: O zamanlar ne tarz cover parçalar çalıyordunuz?
Erdem: Bugün sahnede çaldığımızdan çok farklı değildi aslında. En iyilerini, en güvendiklerimizi seçiyoruz. Yine ingiliz rock, 80ler, 90lar pop-rock o türevde ilerliyordu.

Boş Kaset: Müzik grubu olarak seçtiğiniz, bu grubu çok seviyoruz bunu çalalım dediğiniz?
Erdem: Athena, Mor ve Ötesi, Arctic Monkeys, Black Keys. O kıvamda bir grup olmak hedefimiz ama çok küçüğüz daha o mertebeye ulaşmak için. Biz inanıyoruz. en azından kendi yolumuzu açmaya çalışıyoruz onlardan güç alarak. İlk yaptığım besteler çok afedersiniz poposuna tekmeyi yiyen erkek besteleriydi. Yani gidiyosun öyle mi al sana gibisinden yazdığım şarkılardı. Hiç içime sinmiyordu. Sonradan daha gündelik, daha mizahi ve daha arkasında durcağımız klişe olmayan işler yapabilceğimize inandık. Doğruyu söylemek gerekirse yeni dönem akımdan, Büyük Ev Ablukada’nın açtığı rotadan cesaret alarak bir araya geldik. Yapabiliriz dedik ve o yolda ilerliyoruz. Yeni jenerasyon müziğe dahil olduk bir şekilde.
Emrah: Biz besteye ilk başladığımızda zaten piyasada olan tarzda müzikler yapmaya başladık açıkcası ama yani bu iş böyle oluyor sanıyorduk. Sonra baktık kaydedebiliyoruz. Kaydettiklerimizi dinliyoruz. Kendimize güvenimiz geldi. Ondan sonra da Yok Öyle Kararlı Şeyler projesiyle daha kendimize güvenli bir şekilde bişeyler kaydetmeye başladık.

Boş Kaset: Yok Öyle Kararlı Şeyler’in ismi nasıl ortaya çıktı?
Emrah: Erdem buldu onu da. Erdem böyle enteresan cümleler aklına geldiğine yazar bir kenara yolculuklarda daha çok. Erdem anlatsın ya.
Erdem: İlk beste etabından orjinal bişeylere doğru ilerlerken yeni bir isme ihtiyacımız vardı. Fakat ilk etapta proje ismi olarak koyduk. Grup ismi olarak düşünmemiştik Yökş’ü. Yok öyle kararlı şeyler, kararsızlık temasından geliyor. Gündüz Vassaf’ın bir yazısından etkilenmiştim. Kararsız olmak ben bu oyunu oynamak istemiyorum demek gibi kararsızı savunan temalar işliyordu. Hep kararlı olmak iyidir derler ama kararsız olmak da bir şeyler seçmek zorunda değilimi aslında algılamaktı bizim için. Dolayısıyla Emrah’ın dediği gibi kararsızlıkla yaptığım bir gece yolcuğunda not almıştım kenara. Büyük Ev Ablukada’dan da cesaretle uzun isim furyası doğmuştu o dönemler. 2009’da buldum bu ismi. 2011’e kadar sakladık. 2011’de kullandık internette ilk kez.

Boş Kaset: Soundunuzu nasıl tanımlarsınız?
Erdem: Soundumuz, Batı’nın iyi tarafını alan Rock şeklinde tanımlıyoruz. İngiliz Rock temasından esinlenerek daha yerele uyarlama, İndie’yi yerele uyarlama tabiri var.
Emrah: Yani işte indie’yi yerele uyarlıyoruz ama şey de değil yani, bu coğrafyada yaşıyoruz ve bizden de bişey katmalıyız gibi bir refleksle değil de doğal olarak bu coğrafyada yaşadığımız için bişeyler de katılıyor. Bir sentez ortaya çıkıyor. Biraz da böyle mizahi taraftan bakarak, biraz daha gündelik meseleleri konu almaya çalışarak aslında türk indie-rock’ı gibi bişey yapıyoruz. Ne denir bilmiyorum ismine. Yani kendimize has bişey yapmaya çalışıyoruz sonuç olarak. O yüzden tanımlamak biraz zor oluyor aslında. Çağrı: Sound konusunda birbirimizle çok uyumlu olduğumuzu düşünüyoruz. çünkü birbirimizin muhabbetlerinden hoşlanıyoruz. Birbirimizle çok eski arkadaşlığımız olduğu için gayet iyi anlaşıyoruz ve soundumuz da birbiriyle iyi anlaşıyor diye düşünüyoruz. Biz normalde de böyle çok ağlak insanlar değiliz. Böyle romantik insanlar değiliz. Neden öyle şarkılar yapalımdan çıkıp neden kendi muhabbetlerimizden oluşan bir müzik yapmıyoruz dedik. Çok da zor olmuyor açıkcası bir araya geldiğimizde çok kolay bir sound ortaya çıkıyor.

Boş Kaset: Derdi olan bir grupsunuz belli oluyor size bakıldığı zaman. Buna rağmen bunu mizaha döküp mizahi bir biçimde ortaya koyabiliyorsunuz. Peki ilk besteniz ne zaman ortaya çıktı? Besteyi yaptıktan sonra direk youtube’a mı koydunuz? Sosyal medyayla çok yakın bir grupsunuz. Sosyal medyadan tanınan bir grupsunuz. Özellikle gezi parkıyla beraber aslında duyulmuş bir grupsunuz. Biraz bu konudan da bahsedelim. ilk besteniz?
Erdem: İlk beste tişört yakışmayan adam. Emrah’ın evinde kendi imkanlarımızla kaydetmiştik. Bir bilgisayar ve ses kartı alınca bişeyler kaydedebilceğimizi öğrendik. Sonrasında onu biraz geliştirip açıkcası mix mastering ya da bişeylere dikkat ederek değil de direk koyduk. Soundcloud temalı büyüdük aslında. Soundcloud’da hala ilk koyduğumuz şarkı da var, son koyduğumuz yeni albüm şarkıları da var. Orası aslında bizim internetteki evimiz şarkı anlamında. Sosyal medyayı çok önemsiyoruz. Bizim gibi yeni nesil grupları -sizi hariç tutarak söylüyorum- medya desteklemiyor maalesef. Popüler akımı, 30 kişi, 40 kişi hep aynı insanları destekliyorlar. Dolayısıyla bizim tek tutunacağımız yer sosyal medya. İnsanlara samimi bir şekilde ulaşıp, onlara bu işi artist bir şekilde yapmadığımızı, eğlenmek için yaptığımızı, dediğiniz gibi gayemiz olduğunu belirterek, daha doğal şekilde iletişim kurarak iletmeye çalışıyoruz. Olay bu şekilde ilerliyor.

Boş Kaset: Daha sonra ardı ardına besteler gelmeye başladı. Siz youtube’dan yavaş yavaş tanınmaya başladınız sosyal medya aracığıyla da. Daha sonra albüm fikri nasıl ortaya çıktı?
Ramazan: Şarkılar bittikten sonra Eray Düzgünsoy diye bir abimiz var. Çok severiz kendisini. Onun müzik hayvanı diye bir oluşumu var. Onunla irtibata geçtik. O da bizimle irtibat kurdu. 5 şarkılık bir albüm yapsak diye bir fikir sundu bize. Bandrolsüz bir albüm. Başlıca Kadıköy’de olmak üzere belli müzik marketlere yayılacaktı.

Boş Kaset: Bandrolsüz albüm neyi ifade ediyor?
Ramazan: Bu bandrolsüz bir albüm. Bağmsız. Müzik Hayvanı diye bir oluşum yaptılar. Orda bağımsız olarak albüm çıkartıyorlar. Kendileri basıp, dağıtımlarını falan da kendileri üstlendiler. Bizi de bu aileye kattı Eray Abi.

Boş Kaset: Siz bu duruma neden sıcak baktınız?
Ramazan: Bağımsız bir iş olduğu için başta bize çok sıcak geldi.

Boş Kaset: Neden plak şirketiyle çalışmak istemediniz mesela? Neden onu tercih ettiniz?
Ramazan: O dönem maddi durumlarımız da çok iyi değildi açıkçası.

Boş Kaset: Destek veren yoktu sanıyorum.
Ramazan: Aynen. Eray Abi’nin bu fikrine de direk çok sıcak baktık. dolayısıyla karşılıklı kabul ettik.

Boş Kaset: Geri Dönüşler nasıl oldu daha sonra?
Erdem: İlk albümü bağımsız yaptıktan sonra klişe tabiriyle piyasaya çıkmayı biz de istedik. Çünkü ilk albüm çok localdi. Kadıköy bazlı bir oluşumdan çıktığı için. 500-600 kişiye ulaşmıştır maksimum. Biz hakikaten şarkılarımız neden mağazalarda yok, neden Trabzon’daki birine ulaşmıyoruz diye düşündük. Gelen tepkiler de bizi yöneltti aslında. Sonradan profesyonel anlamda Funorg’la işbirliği yaptık. Açıkçası bağımsız bir müzik platformundan sonra klişe bir yere, eleştirdiğimiz bir firmaya gitmek istemedik. Çok iyi araştırdık ve bekledik. 1 yıl bekledik. ve Funorg bizi tatmin etti düşünsel anlamda. Sonrasında da bizim haklarımızı koruyan, bizi daha çok kişiye ulaştıracak bir anlaşma çerçevesinde albümümüzü profesyonel anlamda çıkarmış olduk. Müzik Hayvanı’nı saymazsak ilk albüm diyebiliriz.

Boş Kaset: Bu albümde bir yapımcınız var mı? Bir yapımcıyla beraber çalışıyorsunuz?
Erdem: Yapımcı, prodüktör, PRcımız. Artık hepsi var.

Boş Kaset: Sektörün daha profesyonel bir alanına doğru geçtiniz. Sizce neler değişti? Hem size bakış açısında hem sizin piyasaya bakış açınızda?
Emrah: Bizim aslında bir soru öncesinde de alırsak mesela bir prodüktörümüz var, Serdar Ataşer. Albümde de beraber çalıştık. Bizim onunla tanışmamız Be The Band’e katılıp ilk ona kalmıştık. ilk onda bir Completion albüm yapıldı. Bu Completion albümde Serdar Ataşer sırf bir şarkının sonunda bizde çay karıştırma sesi var diye bizi seçmiş. Bizimle çalışmak istemişti. Biz de kendisini çok sevdik, çok mutlu olduk onunla beraber çalışmaktan. Albümde de tekrar onunla beraber çalışmak istedik. Bu sefer bütün şarkılarımızı düzenledik. Funorg’da orda devreye girdi. Funorg’un da diğer bizim korktuğumuz, biraz önce Erdem’in klişe olarak nitelediği, eleştirdiğimiz şirketlerden farkı bizi özgür bırakmaları oldu. İstediğimiz müziği yapma konusunda bize cesaret verdiler açıkçası. Hiçbir şekilde bu satmaz böyle yapmayın gibi şeyler yapılmadı. Bunun olduğunu duyuyorduk biz ve asıl bundan korkuyorduk. Dolayısıyla hem Serdar Ataşer’in hem de Funorg’un desteğiyle biz tam yapmak istemediğimiz müziği istediğimiz şekilde, özgür bir şekilde yapabildik. Geri dönüşleri de bizi şu ana kadar baya mutlu ediyor. İnternetten ya da yüz yüze konserlerden sonra insanların söyledikleri birazcık da artık onlar da bizim adımıza çok mutlu olduğu için bir gidip D&R’a bir şeye gidip bu albümü aldıkları zaman, bize imzalatmaya getirdikleri zaman daha keyifli hissediyorlar.

Boş Kaset: Albümü zaten internette satışa koydunuz. Bunun dışında ücretsiz ulaşabiliyorlar mı size?
Erdem: Biz o konuda hassasız. Ücretsiz olarak ulaşılmasını mantıklı buluyoruz şarkılara. Zaten onu eleştirirsek ters tepmiş olur bütün mantığımız, manifestomuz. Hatta şirket bu konuda sağ olsun hiçbir şekilde engellemiyor. Şarkıları silin, eski ne varsa yok edin gibi bir yaklaşımda bulunmadılar.

Boş Kaset: İnternete bunu koymayın gibi bir talebi de olmadı.
Erdem: Yok. Aslında saydığımız, kötülediğimiz plak şirketlerinde oluyor. Çünkü yeniden çıkmak istiyorlar, biz yönetelim istiyorlar. Biz doğal akışına bırakmayı seviyoruz. Şarkılara ücretsiz olarak daha çok ulaşılıyor şu an internette ve oradan dinleniyor ve sen her ne kadar engellersen engelle zaten internet sisteminde bunu önlemek mümkün değil. Dolayısıyla şarkılar şu an hem internetten satın alınabiliyor, mağazalardan satın alınabiliyor. Dahası bir çok platformdan; Soundcloud, Spotify, Deezer oralardan ücretsiz dinlenebiliyor.

Boş Kaset: Ben sizin dinleyicinizle olan iletişiminizi kendim bizzat gördüm biraz önce. Biraz da dinleyicilerinizi sizlerden dinleyelim.
Erdem: Şöyle bir anektod var, Be The Band müzik yarışmasında ilk ona kalmıştık 300-400 grup arasından ve bir artist yaratılmak isteniyordu birinci gruptan. Orda jüriye çıktık 20-30 kişilik. Türkiye’nin önde gelen müzisyenleri, prodüktörleri ve yapımcıları bir sürü tanıdık isim arasında. ve orada açıkca ifade ettik. Biz kazanırsak artist olarak gözükmek istemiyoruz. Yani, biz neysek onu olalım istiyoruz. Onlar da böyle bir şeyin mümkün olmadığını, yarışmanın amacının zaten artist yaratmak olduğunu sundular. O yüzden ilk üçe kalamadık diye tahmin ediyorum. Hatta ben mandalina yiyordum bunları söylerken. Velhasıl insanlarla ilişki en önemli tuttuğumuz şey. Ne var ne yok oradan doğdu. Esasında benim sorduğum soru şuydu; ben neden beğendiğim müzisyenle irtibata geçemiyorum. İnternetten veya fiziksel olarak yüz yüze. Ona ben beğenimi iletmek istiyorum oysaki. Belki fikrini almak istiyorum. Malesef yeni nesil gruplarda da bu var. Üstatları saymazsak, üstatlar kabul edilebilir… Bir Duman bir Harun Tekin’in hadi görüşelim, abi çok iyisin dediğimde artık doymuştur ya da zamanı yoktur anlayabilirim ama yeni nesil gruplarda da malesef bu trip var. Bu tribin biz zamanla hak edilen bir şey olduğunu düşünürüz. Biz o yüzden kimseye yok kusura bakmayın röportaj mı hayır falan gibi yaklaşmayıp, insanların fikrini almaya, onlarla birebir diyalog kurmayı seviyoruz. Özellikle 18 yaş altı kitle konserlere gelemediği için, konser öncelerinde bir yer belirleyip orda buluşuyoruz. Onlarla bir şeyler yiyip, bir şeyler içip sohbet ediyoruz. Hatta 2 hafta önce buradaki konserimizde çalıp söyledik. Gelemeyenlere özellikle sordum ne dinlemek istiyorsun diye ve tek gitar ben Boğaç da perküsyonla onlara çaldık istedikleri şarkıları. Önemli olanın bu olduğunu düşünüyoruz. İletişim önemli. Çünkü esas mevzu anlaşılmak. Biz birebir diyalogta daha iyi anlatıyoruz kendimizi.

Boş Kaset: Harun Tekin’le bir düet yaptınız. Diğer müzik gruplarının size olan yaklaşımları nasıl? Aldığınız geri dönüşler nasıl? Başka düetler yapmak istiyor musunuz? Hangi grupları kendinize yakın buluyorsunuz?
Erdem: Harun Tekin’le düet çok sürpriz gelişti. Hiç kafamızda yoktu. Albüm kayıtları bittiği gün, her şey bitmişken geldi sağ olsun. Serdar Ataşer’in arkadaşı kendisi. Biz de çok seviyoruz. Zaten geldiğinde ayrıca sevinmiştik. Şarkı söylemek istediğini duyunca çıldırdık. Kendisi istedi özellikle ve bu çok önemli birşey bizim için. Biz sadece dinleyip kritik yapacak vedalaşıp gidecek zannetmiştik. Kendisi kalmayı ve söylemeyi tercih etti. Acayip mutlu olduk. Aslında bir düet değil bir back vocal olarak katılıyor kendisi. Olumsuz bir eleştiri olarak 34 ile ilgili, çok duyulmaması eleştirisini aldık. Hak veriyoruz ama biz Mor ve Ötesi’nin ses mühendisiyle çalıştık. Onların ilk albümlerinden beri seslerini mix eden Volkan Gürkan mixeri bizim albümün de. Dolayısıyla en güvenilir eldeydi aslında albüm. Bir bildiği vardır diye düşünüyoruz. Biz çok memnunuz tabi ki desteğinden. Dahası düet fikri bugüne kadar oluşmadı bundan sonra olur mu bilmiyorum. Çünkü stratejik oluyor genelde düetler baktığınız zaman. Afedersiniz son kullanma tarihi geçen ünlülerin bir araya gelelim de güçlerimizi çarpıştıralım mantığından doğuyorlar. Dolayısıyla biz öyle bir şey düşünmedik. Biz zaten kendi söyleyecekleri olan bir grubuz ama olursa da tabi ki reddetmeyiz, koşullara göre değişir bu fikir de.

Boş Kaset: Yani güzel bir çalışma ortaya çıkacaksa.
Emrah: Yine bir şekilde oluşursa aynen şimdi olduğu gibi, planlı olmadan, kendi kendine olacak bir şey olursa yine olur. Ama öyle planlayıp da yapmayız asla diye düşünüyorum.

Boş Kaset: Albümü çıkarttınız. Müzik piyasasında nerde olmak istersiniz? Nerde olursunuz?
Ramazan: Şu an alternatif denilen bir piyasada yer alıyoruz herhalde. Popüler piyasada yer alacağımızı düşünmüyorum. Yaptığımız müziğe dayanarak söylüyorum tabi ki bunu. O yüzden böyle bir müzik yapmaya devam ettiğimiz sürece alternatif piyasada kalmaya devam edeceğiz. Çok fazla popüler olamayacağız bence hiç.
Emrah: Tabi bunu bilemeyiz şu anda.
Ramazan: Hayır biliriz.
Emrah: Gerçekten bilemeyiz. biz şu an aldığımız tepkilere çok seviniyoruz, çok güzel tepkiler alıyoruz.
Erdem: Bence kesinlikle bilebiliriz. Ben Ramazan’a katılıyorum, Emrah’a değil. (GÜLÜŞMELER )

Boş Kaset: Peki sizin dinleyiciden istediğiniz, müzik bloglarından, müzik sitelerinden istediğiniz şeyler var mı? Nelerdir? : Sizinle yapılan röportajlarla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Erdem: Klasik malesef. Sorular kalıp, cevaplar da o yüzden kalıp oluyor falan. Geçen bir blogla röportaj yapmıştık Çanakkale’de Güneşin Enerjisi diye. İnanılmaz keyif aldık. Çok önemli çünkü hazırlanıp geliyorsun. Bir kere röportaj yaptık bir gazeteyle. İlk soru şuydu; sizin grubun adı ne? yani bunun olması çok rahatsız ediyor bizi. Eklemek istediğim şey şu; evet bizim ait olduğumuz yer sosyal medya, sosyal insanlar, paylaşımcı insanlar. Şöyle de bir kitle var malesef, paylaşmayayım, bilinmesin, duyulmasın, popüler olmasın. Bırakın o kaygıyı biz güdelim. Yaparsak dinlemeyin zaten hakkınız. Biz o şekilde yanılırsak dinlememek hakkın ama lütfen buna önceden kendiniz karar vermeyin demek istiyorum. Popüler olmakla popüler hissetmek farklı şeyler. Biz bugün de popüler hissedebilirdik. Keza örnekleri çok. Bizim dileğimiz paylaşmak, paylaşmak ve anlaşılmak.

Hover To Rate
User Rating
 
5 üzerinden kaç verirsin?

DİNLEYİCİ YORUMU...
1 rating

You have rated this