Manifesto

 

bfaceMüzik Heryerde… Görüyor musun?

Ülkemizde müzik piyasasının oldukça yüksek duvarları var. Maalesef birkaç prodüktörün istekleri ve zevkleri doğrultusunda şekillenen bir pazara sahibiz. Zira plak şirketleri ve prodüktörler piyasaya çıkaracakları gruplara ciddi paralar yatırıyorlar. Bir albümün lansmanı, klibi, tanıtımı ve basımı derken çok korkunç rakamlar çıkıyor ortaya. Bu durum da sektörde seçiciliği kaçınılmaz kılıyor. Ayrıca yukarıda saydığımız sıkıntılara rağmen albüm çıkarmayı başarmış bir grup bile, piyasadaki (plak şirketleri ve prodüktörler tarafından belirlenmiş) trendlere ve zamanlama bakımından o dönemin çıkan albümlere rakip olup olunmaması stratejilerine göre onca emek ve para sarfedilmiş albüm ve kliplerin hazırlandıktan 2-3 yıl sonra piyasaya sürülmesi gibi sıkıntılarla karşı karşıya kalabiliyor.

Bir müzik grubunun varlığını sürdürmesini bir yana koyun, farklı mentalitedeki birkaç insanın bir araya gelip birşeyler üretmesi bile bu kadar zorken, amacı sadece müzik yapmak olan bir çok yetenekli müzisyen, ve bu müzisyenlerin naçizane duygu ve düşüncelerini anlatmaya çalıştıkları sanat eseri şarkılar da bu yüksek duvarlar ve engeller arasında maalesef yok olup gidiyor.

Ayrıca genç nüfusun bu kadar fazla olduğu bir ülkede üretken binlerce müzisyen ve grubun olması kaçınılmaz bir durum. Ancak bu müzisyenlerin ve grupların, sanatlarını sergileyecekleri düzgün bir platform da mevcut değil. Bu durum müzisyen ve grupları, myspace, reverbnation ve facebook gibi kendilerini doğru dürüst ifade edemedikleri sitelere itiyor. Söz konusu sitelerin dünya çapında siteler olmasından dolayı bu sanatçılar, milyonlarca grup ve müzisyenin oluşturduğu bir çöplük içerisinde görünmez hale geliyorlar. Bu yüzden de bırakın Türkiye coğrafyasında, kendi şehrimizde bile ne gruplar var nasıl müzikler üretiyorlar haberimiz yok.

Biz de “Boş Kaset” olarak ülkemizdeki müzisyen ve grupların kendilerini tanıtıp doğru ifade edebileceği, ürettikleri şarkıları kendi çevreleri dışında çok daha geniş bir kitleye ulaştırabilecekleri, görsel açıdan zengin, ve de diğer müzisyenlerle iletişim kurabilecekleri bir platform kurmayı hedefledik. Prodüktör eli değmeden, doğrudan sanatçının istediği ve tasarladığı çekilde biçimlenmiş şarkıların, kendi şahsına münhasır dinleyicisine ulaşmasını istedik. Kendisi adına yapılmış seçimleri dinleyen bir kitle yerine, dinlemek istediği tarzı ve şarkıyı kendisi seçen, “prodüktör” dinleyici üreten bir sistem kurgulamaya çalıştık. Kısacası maddi imkanların, plak şirketlerinin ve prodüktörlerin kısıtlamalarından sıyrılmış, amatör müzik yarışmalarının yarattığı rekabet atmosferinden uzak, herkesin istediği tarzda müzik yapıp yine herkesin istediği müzik tarzını dinleyebildiği, salt, yalın ve özgür bir “Türk Müzik Piyasası” istiyoruz.

“Boş Kaset” projesiyle Türk Müzik Piyasası”nı, “maliyetten bağımsız” bir hale getirmek istiyoruz demiştik. Peki bunu nasıl yapacağız?

Televizyonun hayatımıza girmesiyle müzik, sadece “işitsel” olmaktan çıkıp “hem işitsel hem de görsel” hale geldi. Şarkılara çekilen kliplerin televizyonda yayınlanması ile üretilen müzik, radyoya nazaran, müzik kanallarının da çoğalmasıyla çok daha geniş kitlelere ulaşmaya başladı. Ancak bu da beraberinde müzik piyasasına ciddi maliyetler getirdi. DSLR fotoğraf makinelerinin piyasada yaygınlaşmasıyla klip maliyetleri oldukça azaldı. Ancak hala bir müzik klibinin maliyeti ortalama 5 bin TL’den başlayıp, prodüksiyonun büyüklüğüne göre üst tavanı bulunmayan bir fiyat aralığında değişiyor. Bu rakamlar da öncelikli amacı “müzik yapmak” olan ortalama bir müzisyen ya da grubu oldukça aşıyor.

Özellikle hayatımıza “internet”in girmesiyle artık oyunun kuralları değişti. Dinleyiciler artık hayranı olduğu müzisyen ve toplulukları artık internetten takip ediyor, şarkı ve kliplerini internetten dinliyor, izliyor, yorumluyor ve paylaşıyorlar. İnternet artık kitlelere ulaşmanın en kısa ve en etkili yolu. Cep telefonlarımızın da sahip olduğu, gün geçtikçe gelişen donanımsal ve yazılımsal yetenekleri, bilgiye ulaşmayı zaman ve yer etkenlerinden bağımsız şekilde gerçekleştirmeyi olağan kılıyor. Neredeyse profosyonel kameraların standartlarında fotoğraf ve video çekmeyi, ve hatta herhangi yüksek donanımlı bir montaj setine sahip olmayı gerektirmeden çekilen videonun kurgu ve montajının yapılmasına olanak sağlıyor. Yani artık çok da fazla bahanemiz kalmadı.

Müzik bir endüstri olduğunda bundan 2 grup insan hariç herkes kazanır. 1. grubu müziği aşkla zevkle dinleyenler, 2. grubu müziği aşkla zevkle icra edenler oluşturur. Prodüktörler, aranjmanlar işin içine girdiği zaman bu aşk ve zevk gider ticari bir ürün kalır. Boşkaset ise tüm bu prodüktörleri aranjörleri istemeyen, müziği aşkla zevkle dinleyenler ile müziği aşkla zevkle icra edenleri buluşturacak bir yer.
Boşkaset 1980′li yıllarda endüstriye atılan bir tokattı, sadece müzik dinlemek isteyenlerin radyodan, kasetten, cd’den çekmek için kullandığı bir şeydi. Biz bu kültürü 2012′de canlandırıyoruz. Boşkasette mecra bulamayan gruplar yer alacak ve mecra bulamayan grupları dinlemek isteyenler.

Hepinizi bekliyoruz…

info@boskaset.com